19 Ekim 2010 Salı

TAKDİR EDİLMEZSEM YEMEK YAPMAM: MÜCVER

Direk internetten aldığım tarifi yazıyorum. Hatta mücver yazınca ilk sırada çıkıyor olabilir google da. Ama iyi oldu ondan yazıyorum buraya: -2-3adet orta boy kabak-1 adet orta boy kuru soğan-1 demet dereotu-1 demet maydanoz-3 adet yumurta-1 su bardağı un-tuz-karabiber-kimyon pul biber-kızartmak için sıvıyağ

Kuru soğanı rendeleyin ve suyunu sıkın. Geniş bir kabın içine koyun. Kabakları rendeleyin,kabaklarıda sıkın . Maydanoz ve dereotunu ince ince doğrayın. Hepsini soğanla karıştırın.Yumurtaları kırıp sebzelere iyice yedirin.Baharatları ekleyin. Hazırladığınız bulamaca unu koyup iyice karıştırın. Sıvı olmayan cıvık bir hamur elde edin.Tavada yağı ısıtın. Yağın yeterince ısındığını anlamak için mücver bulamacından küçük bir parça atıp deneyin.Kaşık dolusu mücver hamurunu kızgın yağa atıp kızartın.Üzerine bastırıp yassıltın ki içi de yeteri kadar pişsin.Üzerine sarımsaklı yoğurt dökerek servis yapabilirsiniz.

Yedikten sonra kalanların fotosunu çektim. Unutmuşum ondan az.
Evet dantelim de var masa üstünde. Çok güzel dantellerim var.



8 Ekim 2010 Cuma

TATLI TAYLAND

Gidildi gelindi. 2 hafta yenildi:) Çok tatlı insanlar taylandlılar. Nazik, utangaç, saygılı, neşeli, sevimli, güzel insanlar. Gidip görmek lazım. Mesaaaaaj yaptırmak lazım, fillere binmek, kokteyller içmek, sahillerde dansetmek, esmer güzeli kızları oğlanları seyretmek lazım. Böyle güzel yerler görmek lazım hep. Böyle yaşamak lazım olabildiğince. Ne çok yer var görecek, ne çok yemekler var daha yenilecek, içilecek içkiler var ne çok. Daha kimbilir ne çok rengi var okyanusun, gökyüzünün. Görmek lazım. Görüp sevinmek lazım. Sevinip sarılmak lazım:)

30 Ağustos 2010 Pazartesi

ÇABUK!

Marangoz dolandırıcılığıını atlattım sayılır, kabullenme yoluyla... Şimdilik... Geceleri uyanıp uyuyamadığım zamanlar dışında... Cumartesi mutfak bitiyor. Artık mutlu edici işler başlıyor olabilir. Eşya seçmek gibi. Evi düzenlemek gibi. İç çamaşırı almak falan gibi. Bu işler insanın o kadar zamanını alıyor ki, düşünmeye fırsat kalmıyor, en azından o iyi birşey. Hep çok var diyordum şimdiye kadar. Artık diyemiyorum. Az kaldı. Çok az kaldı. Birşeyler değişecek mi acaba merak ediyorum. Zaman gösterecek artık bunu. Yaşayıp görmek lazım.

Not: Davetiye sağolsun Zeynep Ataş tarafından tasarlanmıştır.

17 Ağustos 2010 Salı

GÜVEN 101

Yok gerçekten anlamıyorum... Bu adamlar nerde, ne yaşıyorlar da böyle yalancı, saygısız, terbiyesiz, ahlaksız adamlara dönüşüyorlar? Hem sen 15 günde yaparım ben bu dolapları diye işi al, 1,5 ay beklet, binbir bahane ile işi teslim etme, parayı geri vermeyi kendin teklif et, para iadesi zamanı, telefonlara çıkma, mesajlara yanıt verme, yine binbir dereden su getir, o parayı verme, hem de bu konu artık avukata gittiğinde, avukat seni herhangi bir müşteri gibi arayıp sana dolap yaptıracağını söylediğinde yine de onun işini al... Nasıl bir adam bu yahu? Nasıl bir adam, akıl almıyor... Tembel mi, ahlaksız mı? dolandırıcı mı? Ne bu be... Moraller çok bozuk... Ağlamaklı oluyor insan... En çok moralimi bozan, bu adamlar yüzünden, insanlara olan güvenimin azalması... Her şey bekleniyor bu insanlardan... Nasırlaştırıyorlar insani duygularını... Ne hakkı var bu adamın benim tüm insanlara olan güvenimi sarsmaya? İnanılır gibi değil. Yok öyle bu da geldi geçti bir daha başıma gelmez bu adam böyleymiş deyip, bu olayı unutacak halim yok... Para kolay mı kazanılıyor sanki... Bunda sonra sayko gibi sözleşmeler, bankadan yapılan eft açıklamaları, atölyeyi gidip görmeler, açık adresi bilmek, adamın evini, karısının kızlık soyadanı, kızının donunun rengini araştırmak gerekiyor artık. hasta ruhlu gibi paranoyaklar gibi... offf.... olmayacak tabi böyle şeyler, yarım beyinli gibi geldik, yarım beyinli gibi gideceğiz tabi. Bir daha marangoz dolandırmasa, tesisatçı dolandıracak, doğramacı dolandıracak, parkeci, fayansçı dolandıracak bir dahaki sefere... Her seferinde tekrar üzüleceğim, tekrar küfredeceğim, tekrar pişman olacağım... En iyisi fazla inanmamak hiç bir şeye fazla güvenmemek sanırsam...

iyi geceler

8 Ağustos 2010 Pazar

EV-EVLİLİK-İŞ ARASINDA

Çarşamba dolaplar takılacak. Salı da şu an yaptığım işin sunumu var. Eylülde düğün var. Benim gelinliğim yok. Daha hiç biryere bakmadım bile. Alasım dayok açıkçası. 1910'dan kalma bir gelinlik buldum. Güzel ama pahalı. Sonra pişman olmaz mısın diyorsunuz gelinlik almaz da başkasınınkini giyersen. Yok olmam. Onun yerine tayland'a giderim 2 hafta tail yaparım. Hiç pişman olmam.

Şu an hangi amelelikle uğraşıyorum dersiniz? Render alıyorum:)

Kolay gelsin herkese az sonra çıkıcam

24 Temmuz 2010 Cumartesi

23 Haziran 2010 Çarşamba

BU NASIL İŞ?

Amele olarak başladığım bu mimarlık profesyonel hayatının 5. yılında hala amelelikle uğraşıyorum. Bitmek bilmeyen onlarca saat süren renderların zamanında yetişemeyeceğini anlayıp 13 saat sonra iptal etmek, sonra daha pratik, daha kötü bir sonuç çıkararak yetiştirmek ancak yüklü dosyaları yavaş internet bağlantıları sonucu yükleyememek, sonra nihayet yüklediğindeyse, onlara ihtiyaç olmadığını öğrenmek, sonra yine olmayacak bir süre içinde olmayacak başka işler için aynı süreci yaşamak, sinirlerinin harap olması, şu güzel güneşli şirin ören köyünün, tatlı halkına daha önce burada hiç yaşamamış oldukları bir sinir ve surat yaparak, hayatının en anlamsız ve beklenemedik şokunu yaşatmak gibi uğraşlardan hala kurtulamadım. Geçemiyorum bunları. Aşamıyorum kendimi. Unut unut... Olduğu kadar, olamıyorsa o da kabul diyemiyorum. Sakin olamıyorum. Bu mimarlık sabır sabır sabır işi. Anlamsız, akıl almaz bir amelelik...

Allah sabır versin